aile

İlişkimizde Neden Hep Aynı Tartışmaları Tekrarlıyoruz?

Her çift, zaman zaman fikir ayrılıkları yaşar; bu sağlıklı bir ilişkinin doğal bir parçasıdır. Ancak siz de partnerinizle sürekli aynı senaryoyu yaşıyorsanız, tartışmanın konusunun (bulaşıklar, faturalar, çocukların eğitimi) aslında birer maske olduğunu fark etmişsinizdir. Tartışmaların gerçek nedeni, konudan çok, o konu aracılığıyla su yüzüne çıkan derin duygusal ihtiyaçlar ve iletişim kopukluklarıdır. Psikolog Ahmet İşçimen‘in Çift Danışmanlığı uzmanlığına dayanarak, neden hep aynı döngüye girdiğimizi ve bu kısır tartışma sarmalından nasıl çıkabileceğimizi inceliyoruz.

1. Tartışmanın Konusu Asla Gerçek Konu Değildir

Çiftler genellikle “Bulaşık Yıkama” veya “Geç Kalma” gibi yüzeydeki olayları tartışır. Oysa tartışılan şey o eylem değil, o eylemin yarattığı duygusal sonuçtur.

  • Örnek: Partnerinizin sürekli geç kalması, tartıştığınız konu olabilir. Ancak altta yatan gerçek hisler şunlardır: “Bana değer vermiyor musun?”, “Zamanımı önemsemiyor musun?”, “Benim için öncelikli değil miyim?” Bu duygusal mesajlar karşılanmadığı sürece, geç kalma sorunu çözülse bile, aynı tartışma başka bir konuda tekrar ortaya çıkacaktır.

2. Olumsuz Etkileşim Döngüleri

İlişkilerde çatışmanın kökeni, genellikle çiftlerin birbirini tetikleyen bir Olumsuz Etkileşim Döngüsü içine girmesidir. Bu döngüler, genellikle iki temel rolde oynanır:

  • Takipçi (Talep Eden): Genellikle yakınlık ve ilgi talep eder, partnerine eleştirel yaklaşır.

  • Geri Çekilen (Savunmacı): Eleştiri karşısında kendisini kapatır, uzaklaşır veya konuyu değiştirir.

Döngü Nasıl İşler? Takipçi (yakınlık isteğiyle) talep eder $\rightarrow$ Geri Çekilen (eleştiriden korunmak için) uzaklaşır $\rightarrow$ Geri çekilme, Takipçinin daha fazla talep etmesine neden olur $\rightarrow$ Bu kısır döngü, ilişkinin temelinde yatan güvenlik ve bağlanma ihtiyacını zedeler.

3. Savunma Mekanizmaları Empatiyi Öldürür

Tartışmalar sırasında çiftlerin birbirini duymasını engelleyen en büyük engel savunmadır. “Sen hep…” veya “Bana bunu daha önce de yapmıştın” gibi cümleler, partnerinizin kendini güvende hissetmesini engeller. Savunmaya geçtiğiniz an, amacınız haklı çıkmak olur; partnerinizi anlamak değil.

Çözüm: Tartışma anında hissettiğiniz ilk şeyi (kızgınlık değil) tanımlayın. Genellikle ilk his korku, üzüntü veya hayal kırıklığıdır. Savunmaya geçmek yerine, bu temel hissi basitçe ifade etmek (“Bana değer verilmediğini hissettiğim için üzgünüm”) döngüyü kırabilir.

4. Bağlanma Stilleri ve Çocukluk Etkisi

Psikolog Ahmet İşçimen‘in de bireysel danışmanlıkta sıkça kullandığı bir perspektif olan bağlanma teorisine göre, ilişki içindeki tepkilerimiz büyük ölçüde çocukluk deneyimlerimizden gelir. Güvensiz bağlanma stilleri (kaygılı veya kaçınmacı), yukarıda bahsedilen takipçi/geri çekilen rollerini pekiştirir. Örneğin:

  • Kaygılı Bağlanan: Terk edilmekten korktuğu için “Takipçi” olur.

  • Kaçınmacı Bağlanan: Yakınlık onu boğduğu için “Geri Çekilen” olur.

Bu stiller, birbirini doğal olarak çeker ve sonra da kaçınılmaz olarak birbirini tetikler.

Çıkış Yolu: Profesyonel Destek ve Yeniden Bağlanma

Bu kısır döngüyü tek başınıza kırmak zor olabilir çünkü döngünün içinde olmak, dışarıdan görmeyi engeller. Psikolog Ahmet İşçimen‘den alınacak Çift Danışmanlığı, bu noktada bir rehber görevi görür:

  1. Döngünün Tanımlanması: Terapist, tartışmalarınızın gerçek konusunu değil, sizi döngüye sokan yıkıcı etkileşim kalıplarınızı gösterir.

  2. Duygusal İletişim: Çiftlerin savunma duvarlarını indirerek, altta yatan duygusal ihtiyaçlarını (sevgi, güven, saygı) birbirlerine yargılanma korkusu olmadan ifade etmelerini sağlar.

  3. Güvenli Alan Yaratma: İlişkinin, tartışmaların üstesinden gelebilecek kadar güvenli bir liman olduğu hissini yeniden inşa eder.

Unutmayın, iyi bir ilişki çatışmasız ilişki demek değildir; iyi bir ilişki, aynı tartışmaları yapmayı bırakıp, aynı sorunları çözmek için birlikte çalışmayı öğrenmek demektir.