ekran bağımlılığı

Çocuğumun Ekran Bağımlılığı Var mı? Nasıl Anlarım?

Modern çağın vazgeçilmezi olan ekranlar (telefon, tablet, bilgisayar, televizyon), çocuklarımızın hayatının merkezine yerleşmiş durumda. Eğitimi, sosyal hayatı ve eğlenceyi dijital dünyaya taşıyan bu cihazlar, kaçınılmaz olarak ebeveynlerde “çocuğum bağımlı mı oluyor?” sorusunu doğuruyor. Psikolog Ahmet İşçimen‘in Çocuk ve Ergen Danışmanlığı tecrübesine dayanarak hazırlanan bu içerikte, ekran kullanımının ne zaman sağlıklı sınırlardan çıktığını ve ebeveyn olarak hangi kritik sinyallere dikkat etmeniz gerektiğini bilimsel bir bakış açısıyla inceliyoruz.

Ekran Bağımlılığı Nedir, Ne Zaman Risk Başlar?

“Bağımlılık” kelimesi genellikle alkol veya madde kullanımı gibi durumlarda kullanılırken, teknoloji bağımlılığı da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “Oyun Oynama Bozukluğu (Gaming Disorder)” adıyla resmi olarak tanınmıştır. Risk, sadece ekran başında geçirilen süreden ibaret değildir; asıl mesele, ekranın çocuğun günlük yaşam aktiviteleri (okul, uyku, sosyal ilişkiler, hijyen) üzerindeki olumsuz etkisinin kalıcı hale gelmesidir.

Bir çocuğun ekran bağımlılığı riskinde olduğunu gösteren temel eşik, ekran kullanımının çocuğun hayatındaki diğer tüm önemli aktivitelere tercih edilir hale gelmesidir.

Bağımlılık Alarmı Veren 5 Kritik Sinyal

Çocuğunuzun ekran kullanımının sağlıklı sınırları aştığını gösteren, ebeveynlerin mutlaka fark etmesi gereken 5 davranışsal sinyal bulunmaktadır:

1. Kontrol Kaybı ve Tolerans Gelişimi

Çocuğunuzun ekran süresini kendisinin veya sizin durdurmakta zorlanması, süreyi bitirme konusunda sürekli pazarlık yapması veya öfke patlamaları yaşaması kontrol kaybının işaretidir. Tolerans Gelişimi ise, aynı tatmini alabilmek için ekran başında geçirilen sürenin sürekli artırılma ihtiyacını ifade eder. Artık yarım saat yetmiyor, iki saat istiyor.

2. Yoksunluk Belirtileri ve Duygusal Tepkiler

Ekranın elinden alındığı anlarda veya internet kesintisi gibi durumlarda çocuğun yaşadığı aşırı duygusal tepkiler (ağlama krizleri, huzursuzluk, kaygı, sinirlilik) yoksunluk belirtileridir. Bu, cihazın sadece bir eğlence aracı değil, bir duygu düzenleme aracı haline geldiğini gösterir. Çocuk, bu aracı kaybetmekten dolayı büyük bir tehdit altında hisseder.

3. Başka Zevk Kaynaklarına İlginin Kaybı

Daha önce büyük keyif aldığı aktiviteler (spor yapmak, kitap okumak, arkadaşlarıyla dışarıda oynamak, sanatsal faaliyetler) artık ona cazip gelmiyorsa ve tek motivasyon kaynağı ekran haline geldiyse bu önemli bir bağımlılık sinyalidir. Dijital dünyanın sunduğu anlık ve yoğun dopamin salınımı, gerçek dünyadaki faaliyetleri “sıkıcı” hale getirir.

4. Yalan Söyleme ve Gizleme Davranışı

Ekran başında geçirdiği süreyi veya ne yaptığını sizden gizleme, yalan söyleme veya gece geç saatlerde gizlice kalkıp cihazı kullanma gibi davranışlar, çocuğun bu kullanımın yanlış olduğunu bilmesine rağmen önüne geçemediğini gösterir. Bu, bağımlılığın getirdiği suçluluk duygusu ve kontrolsüzlüğün tipik bir sonucudur.

5. Okul ve Günlük Yaşamda İşlevsellik Bozukluğu

Bağımlılığın en somut ve tehlikeli sinyali, ekran kullanımının çocuğun temel yaşam alanlarını bozmasıdır. Uyku düzeninin bozulması, okul notlarının düşmesi, sosyal izolasyon, kişisel hijyeni (duş almak, giyinmek) ihmal etme ve aile yemeklerine katılmama gibi durumlar, acil profesyonel destek gerektiren sinyallerdir.

Ebeveyn Olarak Ne Yapmalıyız?

Bağımlılık riskini tespit ettiğinizde en önemli adım, suçlama dilinden uzak durmak ve problemi bir “aile sorunu” olarak ele almaktır.

  1. Örnek Olun: Çocuklar ebeveynlerinin davranışlarını taklit eder. Yemek masasında veya aile zamanında sizin de telefonunuzu bırakmanız, dijital detoks kuralının evde herkes için geçerli olduğunu gösterir.

  2. Alternatif Yollar Sunun: Ekranın doldurduğu boşluğu bulmalı ve onun yerine keyifli, gerçekçi alternatifler koymalısınız. Çocuğunuzla birlikte yeni bir hobiye başlamak, parka gitmek veya evde kutu oyunları oynamak gibi dopamini gerçek etkileşimden almasını sağlayın.

  3. Kural Koyarken Sert Değil Tutarlı Olun: Kurallar (örneğin, akşam 8’den sonra ekran yasağı veya yatak odasında cihaz olmaması) net ve pazarlıksız olmalıdır. Kuralların uygulanmasında tutarlı olmak, çocuğun sınırları içselleştirmesini sağlar.

  4. Profesyonel Yardım Alın: Eğer yukarıdaki sinyallerden birkaçını görüyorsanız ve kendi çabalarınız yetersiz kalıyorsa, bu durumu Psikolog Ahmet İşçimen gibi Çocuk ve Ergen Danışmanlığı alanında uzman bir profesyonel ile görüşmek en sağlıklı yoldur. Terapide, ekranı duygu düzenleme aracı olarak kullanan çocuğun altta yatan kaygıları veya sosyal beceri eksiklikleri tespit edilerek, kalıcı çözümler üretilebilir. Oyun Terapisi ve BDT gibi yöntemler bu süreçte çok etkilidir.

Unutmayın, amaç ekranı tamamen yasaklamak değil, ekranın çocuğunuzun hayatında bir araç olarak kalmasını sağlamaktır.